Cumali Yağmur
Bu yazımda, şimdiye kadar pek de üzerinde durulmayan ve yeterince konuşulmayan bir konuyu ele alacağım.
Çözüm süreci dâhilinde silahını bırakıp Türkiye’ye gelen gerillaların topluma uyum sağlaması için gerekli kolaylıklar sağlanmalıdır. Kürt sorununun çözümü için 12 maddelik bir çerçeve yasası parlamentodan geçti. Milli Güvenlik Kurulu (MGK), PKK’nın silahı bıraktığına kanaat getirince bu yasa tam anlamıyla yürürlüğe girecektir. Silahı bırakan gerillaların Türkiye’ye dönmesi için kapsamlı hazırlıklar yapılması elzemdir.
Türkiye’ye dönen gerillaların topluma uyum sağlamasında zorluklar yaşayacağı bir gerçektir. Ancak bu kişilerin toplumsal entegrasyonu konusunda AKP-MHP hükümetinin yeterince hazırlık yapıp yapmadığı hususunda ciddi soru işaretleri bulunmaktadır. Silahı bırakan bireylerin tekrar sivil yaşama geçiş süreçleri oldukça sancılı olacaktır.
Silahlı mücadeleyi bırakan bir kişinin Türkiye’ye döndüğünde topluma nasıl entegre olacağı sorusu hâlâ cevapsızdır. Bu insanlar yıllarca „silahla yatıp silahla uyanmış“, zorlu dağ koşullarında yaşamışlardır. Bu kişilerin Türkiye’ye geldiklerinde toplumsal uyum sağlayabilmeleri için hükümet tarafından ciddi bir rehabilitasyon ve uyum projesi hazırlanmış mıdır?
Bu insanların birçoğunun hikâyesi 1990’lı yıllara dayanmaktadır. Köyleri boşaltıldıktan sonra bir kısmı Avrupa’ya gitmeyi, bir kısmı ise Kandil’e giderek PKK’ya katılmayı tercih etmiştir. Avrupa’ya giden bazı Kürt gençleri, oradaki yaşamı gördükten sonra tekrar Kandil’e yönelmişlerdir. Bu kişilerin birçoğu artık silahı bıraksalar dahi Avrupa’ya geri dönme imkânına sahip değildir. Uzun süredir Kandil’deki kamplarda, yani Orta Doğu’da bulundukları için oturma izinlerini ve yasal haklarını tamamen kaybetmişlerdir. Avrupa ülkeleri, gidip PKK’ya katılanların silahı bıraktıktan sonra tekrar Avrupa’ya dönmesi için Türkiye ile bir anlaşma yapabilir mi? Bu konu büyük bir soru işareti olarak karşımızda durmaktadır.
Almanya’dan PKK’ya katılanların geri dönme imkânları varsa, Almanya’nın da PKK’nın kendisini feshetmesi durumunda mevcut PKK yasağını yürürlükten kaldırması gerekmektedir.
PKK silahı bıraktıktan sonra Türkiye’ye gelenlerden askerlik yapmamış olanlar askerlikten muaf tutulacak mıdır? Türkiye’ye döndüklerinde bu kişilerin büyük bir kısmı „asker kaçağı“ durumuna düşecektir. Bu kişiler için askerlikten muaf tutulacakları genel bir af çıkacak mıdır? Yoksa sadece „gelin, sokaklarda özgürce dolaşın veya demokratik siyaset yapın“ mı denilecektir? Kapıdan girer girmez askere alınıp ellerine tekrar silah mı verilecektir? Bu sorunun çözümü için nasıl bir olanak sağlanacağı hükümet tarafından henüz netleştirilmemiştir.
Geri dönecek gerillalar arasında çok sayıda kadın bulunmaktadır. Bu kadınların dönüşten sonra hangi şartlar altında ve hangi olanaklarla topluma entegre edileceğine dair özel tedbirler alınmalıdır.
Bu insanların demokratik siyaset yapabilmeleri için gerekli yasal ve sosyal altyapı nasıl oluşturulacaktır? Üstelik aralarında uzun yıllar dağda kaldığı için akıcı Türkçe bilmeyenler varken, onlar için özel bir iletişim konsepti geliştirilmiş midir? Kürtçe dilinde eğitim ve çalışma imkânları gibi entegrasyon kolaylıkları sağlanacak mıdır?
Gerilla hayatına son veren bu insanların çoğu, 15-20 yıldır aileleriyle hiçbir irtibat kurmamıştır. Ailelerinden hayatta olmayanlar olabilir ya da aileleri yurt dışına göç etmiş olabilir. Bu insanlar için iş ve barınma ihtiyaçları giderilecek midir? Türkiye’ye dönen gerillaların ev ve iş ihtiyaçları karşılanmazsa; bu kişiler tekrar Kürdistan’ın diğer parçaları olan Irak, İran veya Suriye’ye geri dönüp oralardaki çatışmalara katılma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirler.
Örneğin; 2007 yılında Afganistan’da yıllarca savaşmış bir kişi, Almanya’nın Hessen eyaletine iltica etmişti. İltica kampına yerleştirildikten birkaç gün sonra, „Benim burada canım sıkılıyor; dağda Taliban’a karşı savaşırken türküler söyleyerek savaşıyordum, burada türkü bile söyleyemiyorum, belli saatlerde yatıp kalkmak zorundayım, sessizce dahi konuşamıyorum“ diyerek ilticasını geri almış ve tekrar Afganistan’a savaşmaya gitmiştir.
Benzer şekilde Nikaragua’da 15 yıl dağda savaşan gerillalar şehre indiklerinde, hayatlarında hiç bisiklet görmedikleri için çocuk gibi bisikletle oynamaya başlamışlardır. Sandinistalar kendileri devrim yapıp başa gelmelerine rağmen, dağdan inen gerillaları topluma entegre etmekte büyük zorluklar yaşamışlardır. Vietnam ve Küba’da da devrimden sonra elinde silahla savaşan insanların sivil hayata uyum sağlaması çok sancılı olmuştur. Dünyada buna benzer pek çok örnek mevcuttur.
Eğer Türkiye, dağdan inen gerillaların yaşamlarını idame ettirecek olanakları sağlamazsa, bu insanları toplumsal olarak kaybetme riski çok büyüktür. Geri dönüş olanakları sağlanmazsa veya geldiklerinde boşlukta kalırlarsa, bu kişilerin tekrar Irak, İran veya Suriye gibi çatışmaların sürdüğü bölgelere gitmeyeceklerinin garantisini kim verebilir? Orta Doğu’da savaş henüz bitmiş değildir. Türkiye önlem almazsa, bu potansiyel nüfusun bölgedeki diğer çatışma alanlarına yönelmesi söz konusu olabilir. İnsanlar işsiz ve çaresiz kaldıklarında, en iyi bildikleri iş olan savaşmayı tekrar tercih edebilirler.
Mevcut hükümet, ülkeye silahını bırakıp gelen kişilerin yaşam garantisini güvence altına almalıdır. Yıllardır elinde silahla savaşan bu insanlara „artık kalem tut ve sivil siyaset yap“ dediğinizde, bu kişilerin geçimlerini nasıl sağlayacakları konusunda somut tedbirler alınmalıdır:
- Bu insanlar nerede barınacak, sosyal ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklar?
- Bu süreçte insanların topluma uyum sağlaması için özel bir bütçe ayrılmış mıdır?
- İş bulmaları ve hayatlarını sürdürmeleri için yeni istihdam alanları veya devlet destekli girişim imkânları sağlanacak mıdır?
Sonuç olarak; bu mesele sadece bir „silah bırakma“ meselesi değildir. Bu durum devasa bir toplumsal entegrasyon, rehabilitasyon ve ekonomik planlama meselesidir. Bu sorun, şu an için „görünmez“ gibi dursa da aslında çözüm sürecinin kalıcı hale gelmesi önündeki en büyük sınavlardan biridir. Şimdiye kadar bu boyuta yeterince değinen veya çözüm odaklı yaklaşan bir irade henüz tam anlamıyla ortaya konulmamıştır. Hükümet, somut adımlar atarak silahı bırakıp ülkeye gelenlere insanca yaşam şartları sunmalı ve toplumsal barışı bu temelde inşa etmelidir.